ETKİNLİKLER
 
İlçeler

AKYURT
A
nkara’nın Kuzeydoğusunda yer alan,
sınırları icerisinde Esenboğa Uluslararası Havaalanını barındıran ve hızla kalkınmakta, buyumekte olan şirin bir ilcedir. İc Anadolu Bolgesi Ankara sınırları icerisinde geniş ve duzgun bir arazi uzerinde kuruludur. Arazi yapısı itibarı ile arazinin buyuk bir bolumu tarım arazisi niteliğinde olup, Akyurt’un Ravlı cayı etrafında kavak, soğut ve meyve ağaclarına rastlanır. Uzunlar koy yolu uzerinde yaklaşık 10.000 metre karelik meşe ağacı koruluğu  ulunmaktadır. 14.yy sonuna kadar geniş ormanlık alanlara sahip olan Akyurt, yuzyıllar boyu yapılan kıyımlar ve Ankara’nın da hamamlarının yakacak ihtiyaclarının karşılaması neticesinde ağaclık alanlarını buyuk olcude yitirmiştir. Buna mukabil son yıllarda, Akyurt Belediyesi, ilcedeki okullar ve okullardaki orgencilerin cabalarıyla ilce merkezinde yeniden yeşillendirme ve ağaclandırma calışmalarına başlanmış; bu amacla bir de ‘Hatıra Ormanı’ kurularak ağaclandırma calışmaları ve ağac sevgisi yaygınlaştırma calışılmaktadır. Ayrıca son zamanlarda, yuzyıllar oncesinden gelen ve adeta Akyurt ’un simgesi olan ‘Uzum Bağları’ yeniden canlandırılmaya başlanmıştır. Meşhur Kavaklıdere Şarapları’nın uretim fabrikası, bu ilce sınırları icindedir.

ALTINDAĞ
Cumhuriyetin kurulmasıyla başkent olan Ankara Altındağ’da doğar, Anadolu’da buyur. Altındağ’ın tarihcesi aslında Ankara’nın tarihcesi ve Kale’nin gecmişi demektir biraz da. Altındağ’ın tarihi dokusu anlatmakla ve gezmekle bitmeyecek kadar cok. Muzeleri, Hanları, Hamamları, Camileri, Turbeleri, Tarihi Hal’i, Carşıları, Pazarları ve Sokakları her biri ozel ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Gunumuzde Altındağ, sahip olduğu tarihi mimarisinin yanında onemli duşunurlerin, sanat adamlarının izlerini de taşıyor. Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Mimar Sinan’ın izlerini taşıyan Cenab-ı Ahmet Paşa Camii en onemli eserlerden. Ayrıca dunyanın en onemli uygarlık muzelerinden olan Anadolu Medeniyetleri Muzesi’ni, Kurtuluş, Cumhuriyet, Etnografya, Gar gibi diğer onemli muzelerini de icinde barındıran Altındağ ilcesinin merkezi olan Ulus’ta ise Cumhuriyet’i kuran ilk meclis ve Cumhuriyet’in simgesi Zafer Anıtı gorulmesi gerek yerler arasında. Tum bunların yanında, Sulu Han icaretiyle, Cengel Han sanayi muzesiyle, Pirinc Han ise kultur ve sanat merkezi olarak Altındağ’ın tarihini gunumuzde de yaşatmaya devam ediyor. Yoktan var edilen Hamamonu ve Ulucanlar Cezaevi Muzesi Altındağ’ın yeni değerlerinden olarak one cıkıyor. Roma Hamamı, Augustus Tapınağı, Julianus Sutunu ise adeta Roma ve Bizans İmparatorlukları’nın bugune kalan parmak izleri gibi her daim yeniden keşfedilmeyi bekliyor…

AYAŞ
Tarihi İpek yolu uzerinde bulunan Ayaş, şifalı sıcak suları, geleneksel Turk mutfağı lezzetleri, cumbalı evlerle bezenmiş sokakları, camileri, ceşmeleri, yeşili, tiftik kecisi, dutu, domatesi ev ve el sanatları ile birlikte anılarak tarih kokan şirin bir ilcedir. Ankara’ya 58 km. uzaklıkta olan Ayaş’ta Ayaş domatesi ve Ayaş dutu onemli bir yer tutar. Ayaş domatesi kalitesi, lezzeti bakımından ulke genelinde tercih edilmesini sağlar. Ayaş dutu olarak anılan dut ve kiraz organik tarımla yetiştirilir, Ankara ve cevresinin %85’ e yakın kısmı Ayaş’tan karşılanır ayrıca yurtdışına da gonderilir.

 
BALA
Ankara’ya 67 km uzaklıkta; 150 yıllık bir tarihi barındıran Bala; gerek kurtuluş savaşında gerekse cumhuriyet doneminde onemli sorumluluklar ustlenmiş merkezlerden biriydi. Ankara’nın guneyinde yer alan ilce, doğusunda Kırşehir iline bağlı Kaman ilcesi ile Kırıkkale iline bağlı Karakecili ilcesi, batısında Haymana ve Golbaşı ilceleri, guneyinde Şereflikochisar ilcesi ve kuzeyinde Elmadağ ilcesi ile cevrilidir. Ataturk’un; Kurtuluş savaşını başlatmak uzere cıktığı tarihi yolda Ankara’ya gitmeden uğradığı son yerdi. Cumhuriyet doneminde ise ulu onder ilk milletvekilliği adaylığını Bala’dan koymuş ve Bala milletvekili olarak Turk ulusuna hizmet etmiştir. Ankara’nın en eski ilcelerinden biri olan Bala, Hasanoğlan ve Elmadağ gibi yerleşim birimlerini de kapsıyordu. Bala cevresindeki en eski yerleşim yeri onceleri merkez olan Karaali beldesidir. Bu yerleşim yeri 600 yıl once Karaali adında bir Turk tarafından kurulmuştur. Bu belde yakınlarında, Tomu adı verilen ve Roma doneminden kaldığı sanılan şehir harabeleri, ilceye 25 kilometre uzaklıktadır, ilce merkezine ve Ankara’ya 35 kilometre uzaklıkta yer alan ve Orman Bakanlığınca Milli Park haline getirilen Beynam Ormanlan hem ilcenin hem de ilin onemli mesire yerleri arasındadır.

BEYPAZARI
“Kaya Doruğu” anlamına gelen bu ad daha sonra o donemlerde hukum suren İmparator Anastasius’un bolgeye ziyaretiyle “Lagania Anastasiapolis” olarak değişmiştir. İstanbul’u Ankara’ya ve Bağdat’a bağlayan gecit yolları uzerindeki konumuyla ticari anlamda parlak donemlerini yaşamıştır. Beypazarı’nın en onemli ozelliklerinden biri de konaklarıdır. Genellikle iki ya da uc katlı olan konaklar yapılırken işlevsel ve kulturel detaylarla bezenmişlerdir. Bu evler zemin katları taş, ust katları ahşap iskelet icine ahşap veya kerpic dolgu sistemi kullanılarak inşa edilmiş. Bahcesiz, kucuk bahceli ve buyuk bahceli olarak ceşitlilik gosteriyorlar. Cumbalı veya coğunlukla “guşgana”lı yapılar olarak cıkıyorlar karşımıza. Takı sanatı ile de cok yakından ilgilenen Beypazarı halkı, gumuşu, bakırı, demiri, deriyi, ipeği işler. Beypazarı’na Ahilik yoluyla kazandırılan telkari Beypazarılılar icin oldukca eski bir uğraştır. Gumuşun işlenip ince tel haline getirilerek şekillendirildiği bu tekniğe telkari denir. Telkari işciliğiyle kemer, kolye, bilezik, kupe, iğne, başlık gibi takı ve aksesuarlar yapılıyor. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında “Geleneksel Tarihi Evler, El Sanatları, Havuc ve Guvec Festivali” duzenlenir. Festival boyunca gosteriler duzenler, konserler verilir, yoresel yemekler ve tatlılar tanıtılır. Beypazarı mutfağı da en az konakları ve telkari sanatı kadar unludur. Anadolu´nun lezzetlerini barındıran yemekleri; sunumunun inceliği ve zarafetinden dolayı “İnce Takım” olarak adlandırılır. Beypazarı’na ozgu tarhana corbası, guveci, yaprak sarması, baklavası ve Beypazarı kurusu mutlaka tadılması gereken lezzetlerdendir.

ÇAMLIDERE
Ankara’ya 95 km. uzakta olan Camlıdere cam ve meşe ormanlarıyla, suyuyla, tarihi evleriyle sıcacık bir belde. İc Anadolu’nun kuzeyinde bulunan ilcenin doğusunda Kızılcahamam, batısında Benli ve Kavaklı Dağları, Kuzeyinde Gerede, guneyinde ise Beypazarı ve Gudul ilceleri bulunuyor. Eşsiz doğası, suyu, tarihi dokusuyla, restore edilmiş evleriyle Camlıdere yaşanmaya değer yerlerden. 1953 yılına kadar Kızılcahamam ilcesine bağlı olan Camlıdere, bu tarihte cıkarılan bir kanunla ilce olmuştur. Dunyanın sayılı fosil ormanlarından birisi Camlıdere bulunur. Pelitcik Koyu yakınında 3 hektarlık bir alanda Turkiye’de olmayan ve dunyada ise sayısı cok az olan bir fosil ormanı var. 23 milyon yıl oncesine ait olduğu anlaşılan fosilleşmiş-silisleşmiş fosil ormanı cam, ardıc ve meşe ağaclarının taşlaşmasıyla oluşmuştur. Camlıdere’de Şeyh Ali Semerkandi’ye ait turbe bulunmaktadır. Soz konusu turbe yurdumuzun her bolgesinden gelen vatandaşlarımız tarafından yılın her mevsimi yoğun bir şekilde ziyaret edilmektedir. Ayrıca ilcede her yıl Temmuz ayı icerisinde Alucdağı Festivali yapılmaktadır bu doğa festivalinde bazı eğlenceler duzenlenmektedir. Bunlar yağlı gureş, muzik şoleni, sinsin oyunlarıdır. Cam ve meşe ormanlarıyla kaplı bir oksijen deposu olan Alucdağı, Ankaralılar icin adeta vazgecilmez bir temiz hava alanı. Kendinize zaman ayırmak, doğayla buluşmak isterseniz Camlıdere’yi mutlaka ziyaret edin.

ÇANKAYA
Cankaya ilcesinin tarihi Cumhuriyet’le başlar. Milli Mucadele’nin ilk gunlerinde Cankaya, bağ ve bahceleri ile yayla goruntusundeydi. Gunumuzde Cankaya ilcesi sınırları icinde Ankara’nın en modern bolgesini oluşturan kısım, o zamanlarda bağ ve bahcelerden oluşmaktaydı. İlcenin merkezi olan Yenişehir semti ise, 60 yıl oncesinde İncesu Deresinin baskınlarına uğrayan basık bir ova gorunumundeydi, ilcede Cumhuriyetin ilanının ilk yıllarından itibaren yoğun bir yerleşme gorulur. Gunumuzde Bakanlıklar semtinde gorulen modern ve buyuk binalar bu donemin ilk yapılarıdır. Daha sonra Namık Kemal Mahallesindeki Kaymakamlık binası yapılmış, eski kutuphane binalarının bulunduğu semtte ise donemin Başbakanı Şukru Saracoğlu tarafından memurlar icin ilk konutlar yaptırılmıştır. M. Kemal Paşa’ya Dikmen tepelerinde yapılan gorkemli karşılama ve Cankaya’da kucuk, havuzlu bir bağ evinin ayrılması, Ankara ve Cankaya icin donu  noktası oldu. Mustafa Kemal’e ayrılan bağ evi elden gecirilerek koşk haline getirildi. Hemen yakınına Başbakanlık konutu yapıldı. Elcilikler, İstanbul’dan Cankaya’ya taşındılar. Boylece Yenişehir ve Ataturk Bulvarı doldu, Sakarya ve İzmir caddelerine taştı. 1950’li yıllardan sonra Ankara yoğun ic goc sonrasında gecekondularla cevrelendi. Bundan da en buyuk payı ne yazık ki Cankaya ilcesi aldı. Cankaya, 9 Haziran 1936’da merkez ilce yapıldı. O zamanlar bucak olan Golbaşı ve Elmadağ ilcemize bağlandı. Daha sonra Kayaş, Cebeci, Bahcelievler ve Dikmen bucak oldu. 1960 yılında bucak teşkilatlarının kaldırılmasıyla Kayaş, Cebeci, Bahcelievler ve Dikmen Cankaya’nın semtleri haline geldiler. 1983’te Mamak ve Golbaşı ilce yapılarak Cankaya’dan ayrıldı. Cankaya sınırları icerisinde Cumhurbaşkanlığı Koşku, TBMM, Başbakanlık, kuvvet komutanlıkları (genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı, bakanlıklar, kamu kuruluşları, buyukelcilikler, onemli ticari, kulturel ve sosyal merkezler yer almaktadır.

ÇUBUK
İc Anadolu Bolgesinin Yukarı Sakarya Bolumunde yer alan Cubuk ilcesi, kuzeyden Cankırı iline bağlı Şabanozu ve Orta ilceleri, batıdan Ankara iline bağlı Kızılcahamam ve Kazan ilceleri, doğudan ise Kalecik ve Akyurt ilceleri ile cevrilidir. Guneyinde ise Ankara merkezinde yer alan Kecioren ve Yenimahalle ilceleri bulunur. Tarih icinde ilcenin adı ilk kez 1402 yılında, Cubuk ovasında yapılan Ankara Savaşı ile duyulan Cubuk, tarihsel onemini bu savaştan almıştır. İlk kez 1902 yılında ilce merkezi yapılan Cubuk ve civarı Anadolu’nun Turkler tarafından fethi sırasında ilk ele gecen yerlerden. Bu bolgeyi, Selcuklu komutanlarından Cubuk Bey ele gecirdiği icin Cubuk isminin buradan gelmiş olduğu soylenir. Tipik bir Anadolu kasabası olan Cubuk’un en onemli özelliklerinden biride turşudur. Zamanla sektor haline gelen turşuculuk, ilcede yaygın bir hale gelmiş. Hatta Cubuk Belediyesi turşunun hazırlandığı donem olan Eylul ayında “Cubuk Kultur Festivali” duzenlemektedir. Turşu Turk halk mutfağının vazgecilmez unsurlarından ve eski cağlardan beri kullanılan ve bozkır kulturunun gıda saklama yontemlerindedir. Bugun cevre koylerde ve Cubuk merkezinde pek cok aile turşuculukla gecimini sağlamaktadır. Cubuk turşusu onceleri yalnız Ankara piyasasında alıcı bulurken bugun tum yurttan talep almaktadır. Bolgenin meşhur turşularını, Cubuk Karagol yolu uzerinde bulmak da mumkun.

ELMADAĞ
Elmadağ, Ankara’nın 41 km doğusunda, adını aldığı Elmadağ’ın kuzeydoğu eteklerinde kurulmuş olan cok eski bir yerleşim alanıdır. Kış turizmi, kayak merkezi ve otelleri ile unludur. Yapılan arkeolojik araştırmalardan elde edilen eserler, Elmadağ ve cevresinin cok eski medeniyetlere sahne olduğunu gostermektedir. Bu araştırmalara gore M.O. 547’ye kadar Frigler ve Lidyalılar, M.O.84’e kadar Persler ve değişik kavimlerin varlıklarını surdurduğu yore, bu tarihten sonra Roma İmparatorluğunun eline gecmiştir. 1071 Malazgirt savaşından sonra Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Turkler 1073’ten sonra yorede etkin olmuşlardır. Anadolu’ya yapılan Moğol saldırılarından da nasibini alan yore, Moğol İmparatoru Boycu Noyan komutasındaki Moğol ordusu tarafından yakılıp yıkılmıştır. Elmadağ’da, ilcenin yuksek ve dağlarla cevrili olması sebebiyle gece-gunduz ve yaz-kış sıcaklıkları arasında buyuk farklılıklar gorulur. Kar yağışları Kasım ayında başlayıp Nisan ayına kadar surer. En fazla yağış Ocak ayında gorulur. Sonbahar mevsiminin son aylarında sis vardır. İlcede, M.K.E.K’ya (Makine Kimya Endustrisi Kurumu) bağlı olarak faaliyet gostermekte olan barut ve roket fabrikaları, Roketsan roket fabrikası ,Orica Nitro patlayıcı madde fabrikası, Bastaş ile yan kuruluşu Tam-Tas , Yibitaş cimento fabrikası,CimSA Ankara cimento fabrikası, Yataş, Oz Petek Bal fabrikası gibi ozel şirketlerle 30’u askın kirec ocakları mevcuttur. Ayrıca Hayvan Araştırma Enstitusune bağlı ciftlikler ve Cay-Kur Cay Paketleme fabrikası gibi Kamu İktisadi Teşekkulleri bulunmaktadır. Bu kurumlar nufusun buyuk bolumunu istihdam etmektedirler.

ETİMESGUT
Etimesgut ilcesi Ankara’nın batısında toplam 10.300 hektar yuzolcumune sahip Ankara metropolunun merkez ilcelerinden biridir. Batısında Sincan, kuzey, guney ve doğusunda Yenimahalle ilceleri ile komşudur. Etimesgut tarihi İpek Yolu uzerinde kurulmuştur. Etimesgut aynen Gazi Orman Ciftliği ve l. Cubuk Barajı gibi Ataturk’un emri ile kurulmuştu. 1928 yılında iskana acılarak belde olarak yeniden yapılandırılmıştır. Ataturk’un Etimesgut yoresine ozel bir ilgisi vardı. Buraya haftada birkac kez gelip at gezintileri yapar, halkla yıllık mahsuller hakkında konuşur hatta tarlalara kadar gidip ciftcilerden bilgi alırdı. Bolgede Ataturk zamanında yaptırılan Sağlık Merkezi, Devlet Hastanesi, PTT, hamam, carşı, memur lojmanı gibi binalar halen varlığını surdurmektedir. İlcedeki kultur varlıklarına ornek olan Ataturk Ceşmesi 1928 yılından beri ayaktadır. 1925 yılında Mimar Ahmet Burhanetun tarafından yapılan Gazi Tren İstasyonu ile Ataturk’un İstanbul’a gidiş ve gelişlerinde uğurlandığı Etimesgut Tren İstasyonu tarihi yapı ozellikleriyle dikkat cekicidir. Etimesgut yoresine adını veren Ahi Mesud, Ahi Elvan gibi Turk buyuklerindendir. Ahi Elvan Hazretlerinin turbesi Elvankoy semtinde Elvankoy Camisi avlusundadır. İlcenin Eryaman bolgesinde bir mesire ve piknik yeri olan Goksu Parkı, tatil gunlerinde Ankaralıların dinlenme yeridir. Ayrıca, Ataturk Orman Ciftliği, ilce sınırlan icinde olup iyi bir dinlenme, piknik ve gezi alanıdır. İlcenin tarihi Hititler donemine kadar uzanır. Bu uygarlıktan sonra bolgede sırasıyla Asurlular, Frigyalılar, Romalılar, Persler, Bizanslılar, Buyuk Selcuklular, Anadolu Selcukluları ve Anadolu Beylikleri hukum surmuşlerdir. Evren ve cevresi Fatih Sultan Suleyman doneminde, 1467 yılında Osmanlı egemenliğine girmiştir. İlcenin eski adı Cıkınağıl’dır. Bu isim “dağınık durumda olan ağılların ve evlerin daha iyi korunabilmesi icin bir araya toplanması” anlamına elen “cokumağıl” kelimesinden gelmektedir. Osmanlı arşivlerinde “cıkınağıl” ismine pek rastlanmamıştır. Bu yoreye en cok etki eden Kızılırmak nehridir. Cevrede rastlanılan hoyuk, kilise ve kale kalıntıları bu yorenin İslamiyet oncesi donemde de iskan yeri olduğunu gostermektedir. Osmanlı arşivlerinin incelenmesi sonucu, yorede yaşayan halkın “Şerefli” aşiretinden geldiği anlaşılmıştır. Kızılırmak ve Hirfanlı Baraj golu ilcenin turizmi acısından onemlidir. Gol kıyısında yer alan konaklama tesisleri ve piknik alanları cevre insanını buraya cekmektedir. Gol kenarında plaj niteliğinde, suya girilebilecek yerler de bulunmaktadır.

GÖLBAŞI
Golbaşı ve cevresinin sırasıyla M.O. 3., 2. ve 1. bin Erken Bronz, Hitit, Frig, Tunc Cağı, Roma ve Bizans Donemlerinde iskan alanı olduğu, Kultur Bakanlığı Kultur ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Mudurluğunce Selametli, Tulumtaş, Tulumtaş-Ortacayır Mevkii, Kızılcaşar-Gokcepınar Mevkii, Bacılar Koyu, Bezirhane Kultepe Mevkii, Bezirhane- Kepenekci ve İncek-Harmantepe Mevkiinde yapılan inceleme ve araştırmalar sonucu ortaya cıkmıştır. Kayı Beylerinin Soğut’e gitmeden evvelki yerleşim alanı Golbaşı’dır. Beynam, Karaoğlan, Karaali, Oğulbey bu donemdeki yerleşim alanlarıdır. 1402 Ankara Savaşında Timur, fillerini Golbaşı yoresindeki ormanlarda saklamıştır. Golbaşı; 1923 yılına kadar Orencik koyune bağlı 10 haneli Golhanı ile anılan bir mahalle iken, Oğulbey koyundeki bucak mudurluğu ve jandarma karakolunun taşınması sonucu bucak olmuştur. Ataturk yeni Turk devletinin temellerini atma surecinde Ankara’ya gelişinde, Beynam Golbaşı guzergahını kullanmıştır. Hallaclı’da Atakların Konağı ile Hacılar’da ordumuzun tatbikat karargahı olarak kullanılan bina da Ataturk’un ziyaret ettiği mekanlardandır. Golhanı’nda Ataturk’un devecilerle sohbeti herkes tarafından bilinmektedir. Golbaşı; tarihi, coğrafi ve kulturel guzellikleri ile turizm kimliğine sahip zengin bir ilcedir. Golbaşı, Mogan ve Eymir golleri, sadece Golbaşı’nda bulunan sevgi ciceği, kuş cenneti, Andezit taşı, Beynam ve ODTU ormanları, Tulumtaş mağarası, Konya sınırın da bulunan Sulakiye gol yatağı, Elmadağ yamacları, Koparan, Yurtbeyi mahalleleri ile Bezirhane, Selametli ve Karagedik‘de bulunan doğal mağara ve sığınakları gibi pek cok tarihi ve kulturel guzelliklere sahiptir.

HAYMANA
Ankara’nın guneyinde yer alan Haymana ilcesi, kent merkezine 74 km uzaklıktadır. İlce topraklarının ucte ikisini Haymana Platosu oluşturur. Ormanlık alanı yok denecek kadar az olan ilce, yer altı suları ve kaplıcaları ile unludur. Yıllar once Haymana kaplıcasının olduğu yerde yapılan kazılardan cıkan havuz parcalarının Derekoy yakınındaki Eti Mabedi olduğu kesinlik kazanan Gavur Kalesi taşlarıyla aynı menşeli olduğu uzmanlarca tespit edilmiştir. Tarihi Kral Yolu guzergahında bulunan Haymana kaplıcalarının, daha bircok kavim tarafından kullanıldığı sanılmaktadır. Tarihte Galatlar bu bolgeye ‘Galatia Salutaris’, yani ‘Sıcak Su Membası’ adını vermişlerdir. Etiler ve Galatlar’dan başka Romalılar’ın da bu kaplıcayı geliştirdiği sanılmaktadır. Kaplıca ilk buyuk tamiratını, 1929 yılında Belediye Başkanı olan Bekir Fahri Daldaloğlu zamanında gormuştur. 1990 oncesinde bir adet olan kaplıca sayısı, Belediye Başkanı Mustafa NAMAL doneminde hizmete giren uc yıldızlı, 60 oda 120 yatak kapasiteli Termal Otel ile birlikte artmıştır. Aynı donemde Haymana’ ya kaplıcalar icin gelen yerli turistler icin tek hat uzerinden yapılan otobus seferleri, Belediye’ye ait otobus işletmesinin acılmasıyla birlikte firma sayısı ikiye yukselmiş ve kaplıcalara daha fazla turistin gelmesi sağlanmıştır. Sondaj sonucu 221 m derinlikten saniyede 57 lt sıcak su cıkmaktadır. Bu suyun sıcaklığı kaynakta 45 C derece, havuzda ise 44 C derecedir. Bugun Haymana ilcesinde pek cok termal otel bulunmakta ve yerli ve yabancı turistlere hizmet vermektedir. Haymana’da ayrıca, turistlerin ziyaret edebileceği Ataturk Evi, Yer altı Şehri, Taburoğlu Kalesi, pek cok mağara ve hoyuk bulunmaktadır.

KALECİK
Kalecik Ankara il sınırlarında yer almakta,Ankara’nın kuzeydoğusunda ve İc Anadolu Bolgenin Kuzey kısmında bulunmaktadır. Kalecik ve cevresi, tarihi M. O. 4000 yıllarına kadar uzanan, cok eski bir yerleşim bolgesidir. M. O. 4000 yıllarında On Hititlerin bu bolgede yaşadığına dair bazı kalıntılar bulunmuştur. Daha sonraları bolge, Buyuk İskender’in ve bilahare Doğu Roma İmparatorluğunun hakimiyetine girmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı ile Turklerin Anadolu’ ya yerleşmeye başlamalarından sonra 1075 yılında Kalecik Kalesi, Selcuklu Turkleri tarafından zaptedilmiş ve onların hakimiyetine gecmiştir. Selcuklu Devletinin yıkılmasından sonra yorede İsfendiyar Oğullarının hukum surduğu anlaşılmaktadır. Yıldırım Bayezid zamanında Ankara ile birlikte Kalecik Kalesi de Osmanlılar tarafından zaptedilmiştir. Timur’un cekilmesinden sonra tekrar İsfendiyar Oğulları yorede yeniden kısa bir hakimiyet kurmuşlar, sonra tekrar Osmanlıların hakimiyetine gecmiştir. Kalecik, Osmanlı doneminde uzun yıllar Cankırı sancağına bağlı bir kaza olmuştur. Anadolu tarihi coğrafyası uzerinde araştırmaları bulunan W.Ramsay Kalecik’in cevresinde Acitoriziacum isimli bir kentten soz etmiştir. Ayrıca araştırmalarında W.Ramsay, Kalecik’i Ecelriga olarak tanımlamıştır. Ayrıca yakın tarihimizde Kurtuluş Savaşında nokta hizmeti vermek, Kuva-yi Milliye guclerine lojistik destek sağlamak bakımından hizmet etmiştir. 1925 yılında Mustafa Kemal Ataturk Kastamonu yolculuğu sırasında bolgeyi ziyaret etmiştir. Evliya Celebi 1611-1682 seyahatleri esnasında Kalecik’e uğramış ve o donemlerde Kalecik’te 200 adet catılı ev olduğunu yazmıştır. Toprakları tarıma elverişli olan Kalecik’in etrafı bağlar ve bahceler ile cevrilidir. Halkı genellikle tarım ve bağcılıkla uğraşır. Arıcılık –hayvancılık – şarapcılık yapılıyor.

KAZAN
Kazan’ın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kazılardan elde edilen eserler, ilce ve cevresinin bircok uygarlık tarafından yerleşim alanı olarak kullanıldığını gostermektedir. İlce adını tarihi bir olaydan alır. Ankara Savaşı, 1402 tarihinde Cubuk Ovasında Osmanlı hukumdarı Yıldırım Beyazıt ve Moğol Turk hukumdarı Timur arasında yapılır. Savaşta askerlerin yiyecekleri buyuk kazanlar icinde bu bolgede pişirilir. Bu yuzden ilceye Kazan ismi verildiği soylenmektedir. İlce Turk egemenliğine ilk kez Selcuklular doneminde girer. Beylikler doneminin kısa sureli egemenliğinin ardından Osmanlı devletinin yonetimine girmiş ve Turkleşmiştir. 1961 yılında bucak merkezi Yazıbeyli (Halkavun) koyunden ilceye taşınmıştır. İlcede turizme acılabilecek alanlar oldukca fazladır. Karalar koyu Avşar mevkiinde bulunan tarihi eserler bu inancı kuvvetlendirmektedir. Her yıl yaz aylarında Kavun Festivali duzenlenmektedir.

KEÇİÖREN
Bugun Turk dunyasında hala kullanılan “kucuk” anlamındaki “kici” kelimesinden almıştır adını. “Kiciviran” olan ismi daha sonra Kecioren olarak değişmiştir. Fatih Sultan Mehmet doneminde, 1463 yılındaki Mufassal Tahrir Defteri kayıtlarında “Karye-i Kiciviran Tabi-i Kasaba” olarak adı gecmektedir. Kecioren kabuklarını kırarak yeniden doğuyor. Temizliğiyle, modern yapılaşmasıyla, parklarıyla, şelaleriyle, spor kompleksleri, kultur merkezleri, kalesi, teleferiği, Evcil Hayvanlar Parkı, Turkiye’nin en buyuk ikinci akvaryumu olan Deniz Dunyası ve alışveriş merkezleriyle insanların nefes alabildiği, tabiatla baş başa kalıp butun guzellikleri doya doya yaşayabildikleri bir ruya şehre donuşuyor.
 
KIZILCAHAMAM
Ankara’nın kuzeyinde yer almakta olup, kent merkezine 57 km mesafededir. İlcede bulunan Hitit uygarlığına ait kalıntılardan, ilk yerleşim tarihinin o doneme denk geldiği sanılmaktadır. Kurtboğazı, Eğrekkaya ve Akyar barajları ilce sınırları icinde bulunmakta ve Ankara’nın sulama ihtiyacını karşılamaktadır. Ormanlık alan acısından zengin olan ilce aynı zamanda kaplıcaları, yer altı ve maden suları ile unludur. Roma doneminden beri kullanıldığı bilinen Kızılcahamam kaplıcaları Turkiye capında un kazanmıştır. Kızılcahamam genellikle Soğuksu Milli Parkı, kaplıcaları, otelleri, maden suları, tarihi yerleri ve festivalleri ile tanınır. Şifa merkezidir. Termal suları pek cok hastalığa iyi gelmektedir. Ankara’ya yakınlığı nedeniyle ozellikle hafta sonları cok sayıda gunubirlikci turist ağırlar. İlce icindeki cok sayıdaki lokantalar Ankara’dan gelen misafirlere ve kaplıca ziyaretcilerine hizmet verir. Pazar gunleri kurulan koylu pazarlarında civar koylerden gelen koyluler, getirdikleri yoresel ve doğal urunlerini pazarlarlar. Son yıllarda yapılan buyuk oteller kongre ve toplantılara ev sahipliği yapmakta, bu yolla İlce turizmine buyuk katkılar sağlamaktadırlar.

MAMAK
Ankara merkezine 3,5 km. uzaklıkta bulunan Mamak, Cankaya ilcesine bağlı Kayaş, Araplar, Karaağac, Cireğil ve İmrahor koylerinden oluşan kırsal bir yerleşim alanıydı. Bu koyler zamanla gelişerek birer mahalle haline geldiler. Ankara’nın doğu yonunde giriş kapısı olan Mamak ve civar koyleri, 1930’lu yıllardan 1983 yılına kadar Ankara ili Cankaya ilcesine bağlı bir semt olarak kaldı. Doğu ve guney yonunde Elmadağ ilcesi, batı yonunde Cankaya ilcesi ve Kuzey yonunde ise Altındağ ilcesi ile cevrilmiştir, ilce adını “ askeri ve sivil yerleşme alanı” anlamına gelen Mamak kelimesinden almıştır. Ancak ilcenin adının ilcede yaşamış olan Ahi Mamak’tan geldiği de soylenmektedir. Ankara’nın en yeşil ilcelerinden birisi olan Mamak, Huseyin Gazi Turbesi, Bayındır Barajı, Elmadağ Kayak Merkezi gibi turist cekim merkezlerine sahiptir. Eskiden Mamak Belediyesi hizmet binası olarak kullanılan yapı yenilerek bir konservatuar haline getirilmiştir. Bu sayede kent kultur ihtiyaclarını karşılayabilecek bir altyapı tesisine kavuşmuştur. İlcede yer alan 75. yıl Cumhuriyet Anfi Tiyatrosu da kentin kulturel ihtiyaclarının karşılanmasına katkı sağlayan bir tesistir. İlcenin tabiat varlıkları arasında Mavi Gol ve ceşitli yerlerde hizmete sunulan 180 park, yapay kale ve şelaleler yer alır. Kıbrıs koyu sit alanında bulunan kanyon, mağara ve oyma mezarların yanı sıra, Ortakoy sit alanı, Ankara’nın en yuksek tepesinde bulunan ve tarihi 13. yuzyıla uzanan Huseyin Gazi Turbesi ve Kayaş Eski Camii turist cekim merkezleri arasında yerlerini alırlar.

NALLIHAN
Tarihe iz bırakan el emeği goz nuru oyaları, bin bir ceşit gocmen kuşun uğrak yeri olan kuş cenneti Nallıhan’ı ziyaret ettiğinizde sizi tarih ve doğa karşılayacak. İğne oyaları, ipekciliği, dokumacılığı, narı, domatesi ile de
Nallıhan her rengi icinde barındırıyor. Nallıhan Ankara’nın batısında yer alan tarihi İpek Yolu uzerinde bir ilcedir. Doğudan Beypazarı, kuzeybatıdan Goynuk, kuzeyden Mudurnu-Seben, batıdan Sarıcakaya, guneyden Eskişehir ve Mihallıccık’la cevrilidir. Ankara’ya 160 km. uzaklıkta olan Nallıhan’ın dort bir tarafı dağ ve tepeler ile cevrili olup, Nallıhan Cayı’nın kenarına kurulmuştur. Nallıhan Dağları cam ormanları ve meşeliklerle kaplıdır. Nallıhan’ın iklimi İc Anadolu’nun ve Batı Karadeniz ikliminin ozelliklerini gosterir. Cayırhan ve Sarıyar adında iki beldesi bulunan Nallıhan’da Sarıcalı Dağı, Cayırhan, Nallıhan Kuş Cenneti, Tabiat Anıtı, Hoşebe, Ilıca Şelalesi, tabiat guzellikleri acısından gorulmesi gereken yerlerden. Turkiye’nin ilk buyuk hidroelektrik santrali olanSarıyar Hidroelektrik Santralı ve muhteşem guzelliği ile Baraj Golu gorulmeye değer. Tarihi İpek Yolu uzerinde Sakarya Nehri havzasında bulunan ve 1994 yılında koruma altına alınan Nallıhan Kuş Cenneti; 425 hektar genişliğindeki sahası, 168’den fazla kuş turunun yaşadığı ve urettiği yaban hayatın korunduğu bir alan. Nallıhan İpek İğne oyalarının tarihcesi cok eskilere dayanıyor. Tarihi İpekyolu’nun Nallıhan’dan gecmesi ise iğne oyacılığının gelişmesinde onemli bir rol oynar. Anadolu’ya ozgu geleneksel el sanatları arasında onemli bir yeri olan “İpek İğne Oyaları”, uygulanabilirlikleri sayesinde ulkenin bircok yoresinin gelenek ve goreneklerinde başta geliyor. Sabır, dikkat ve yaratıcılık gerektiren bu ozgun el sanatı, yalnızca kadının giyim kuşam susleme objesi olmasının otesinde, kendi icinde derin anlamlarla yuklu. Bu anlamlar oyalarda ozgun bir dille ifade ediliyor. Anadolu kadını kalbindeki ve aklındaki sozlerle kendini ifade etmektense, el sanatlarıyla sevinclerini, acılarını, kırgınlıklarını, umutlarını anlatmanın farklı yollarını bulmuş, kimi zaman espri dolu kimi zaman imalı mesajlardan oluşan gorsel bir dil oluşturmuş. Orneğin ‘elma oya’sı sevinci ifade ederken, ‘gul oya’ sonsuz sevgiyi ve mutluluğu anlatır.

POLATLI
M.O. 3.000 yılı civarında kurulmuştur. Yerleşim merkezi tarihi Gordion kenti ve cevresindeydi. Toprakları Hitit ve Frig uygarlıklarının, Pers İmparatorluğu’nun, Buyuk İskender’in, Roma ve Bizans imparatorluklarının yonetiminde kalmıştır. Bolge 1516 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına katılmıştır. Sakarya Savaşları ilcenin Cekirdeksiz, İğciler, İnler, Toydemir koyleri civarında yapılmış, Ataturk bu savaştan ilcenin Alagoz koyunde kurulan karargahından yonetmiştir. Bu gunlerin anısını yaşatmak icin karargah olarak kullanılan bu ev bir muze haline getirilmiştir. Ankara’yı ele gecirmek isteyen Yunan kuvvetleri Polatlı sınırına kadar gelmiş ancak Sakarya Savaşı’nda yenilerek geri cekilmek zorunda kalmıştır. Turk kuvvetlerinin Başkomutanlık karargahı Alagoz koyunden Polatlı’ya taşınmıştır. Bugunku Polatlı ilcesinin 20 kilometre kuzeybatısında yer alan Yassıhoyuk koyu ve cevresi bolgede gercek bir tarih başlangıcı sayılabilir. Frig uygarlığının başkenti olan Gordion, kazılar sonucu ortaya cıkarılmıştır. Polat kelimesinin Fars dilinde karşılığı Pulat olup “cevik, kuvvetli” anlamına gelir. Frig krallığının başkenti olan Gordion kenti yapılan kazılar sonucu bulunmuştur. Gunumuzde Polatlı ilcesinin en cok turist ceken oren yeridir. Eşek Kulaklı Midas ve “dokunduğu herşeyi altına ceviren Midas” efsaneleriyle un yapmış Kral Midas'ın mezarıda burada bulunmaktadır. 

PURSAKLAR
Pursaklar, Ankara il merkezi ile Cubuk ilcesi arasında yer alan koylerin en eskilerinden birisidir. Pursaklar adının gorulduğu en eski belge, Osmanlı doneminde 1530 yılında hazırlatılan Tapu Tahrir Defteri’dir. Bu defterde
yorenin adı “Bursaklar” olarak yer almaktadır. Gunumuz Pursaklar ilcesinin eski yerleşim yeri bugun “Eski Koy” ismiyle bilinen yerdir. 1966 yılında meydana gelen toprak kaymasının ardından bolge, devlet tarafından şimdiki Coraklık mevkiinde yaptırılan konutlara taşınmıştır. Pursaklar ilcesinin 20. yuzyılın başlarında 304-0 haneli kucuk bir koy olduğu, Balkan Savaşı, I. Dunya Savaşı ve İstiklal Savaşı’na cok sayıda askerle katkıda bulunduğu ve bu askerlerin buyuk coğunluğunun şehit olduğu bilinmektedir. Coğrafi yapısı hafif engebeli olan ilcenin arazisi kıractır. Esenboğa Havalimanı’na ulaşımı sağlayan protokol yolunun ilcenin icinden gecmesi ve Ankara cevre otoyolunun yakınında olması nedeniyle stratejik bir konumdadır.

ŞEREFLİKOÇHİSAR
M.O. 1400 ile 1300 yılları arasında kurulmuş bir yerleşim merkezidir. Selcuklu İmparatorluğu’nun son zamanlan ile Osmanlı Beyliği’nin ilk zamanlarında adı Kochisar idi. Selcuklu imparatorluğu doneminde ilcede yer
alem tepenin etrafında bir kale ve yuksekteki tepede de ikinci bir kale daha bulunmaktaydı. Hisar kelimesini “kale”, koc kelimesini de “cift” anlamında kullanan Turkler, bu iki kelimeyi birleştirmişler ve kente “cift kaleli şehir “ anlamına gelen Kochisar adını vermişlerdir. Bugunku Kochisar ilcesi, Fatih Sultan Mehmet zamanında Konya ilinin Aksaray sancağına bağlıydı. Daha sonra kurulan Esb-Kesan (Kulu) ilcesine
bağlı bir belde oldu. Kısa bir sure Konya ilinin Cihanbeyli ilcesine bağlı kalan Kochisar, 1891 yılında ilce haline gelerek Konya iline, 1933 yılında da Ankara iline bağlanmıştır. Turkiye’nin ikinci buyuk golu olan Tuz Golu ilce sınırlan icinde yer alır. İlcenin kuzey yonunde yer alan Hirfanlı Baraj golunden sulama yapılmakta ve balık uretilmektedir. Tuz Golu, Kurşunlu Camii, Kochisar Kalesi ve Parlasan Kalesi ilcenin tarihi ve turistik zenginliklerini oluşturur.

YENİKENT
Kentte ilk yerleşim merkezinin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, 17. yuzyıl arşiv kayıtlarında Sincan’ın bir koy olarak adına rastlanmaktadır. 1982 tarihinde ilk tren istasyonu kurulmuştur.
Cumhuriyetin ilk yıllarında 28 evden ibaret kucuk bir yerleşim birimi olan yore, 1956 yılına kadar Etimesgut ilcesine bağlı bir koy olarak kalmıştır. 1956 yılında yorede Belediye teşkilatı kurulur. Bir yıl sonra Yenimahalle ilce olarak yeniden orgutlenince Etimesgut ilcesinden ayrılmış ve Yenimahalle ilcesine bağlı bir belde haline gelmiştir.
Yenikent Beldesi: Beldede Zir Vadisi bulunmaktadır. Bir zamanlar 1000 haneden oluşan, carşısı, camisi, hamamı olan Buyuk İstanoz ilcesi, gecimini sof işleyerek sağlamaktaydı. Gunumuzde gecimini kısmen tarım ve sebzecilik ile sağlayan bir yerleşim bolgesidir. Yenikent kavun ve karpuzuyla unludur. Temelli Beldesi: Ankara Eskişehir yolunun 45. kilometresinde yer alan kucuk bir beldedir. 1925 yılında Bulgaristan ve Romanya’dan gelen gocmenleri icin Ataturk tarafından secilmiş bir yerleşim alanı olup Cumhuriyet doneminde kurulan ilk planlı koydur. Lale Festivali: Gunumuzdeki Sincan ilcesi, 1938 yılında 30 hanelik bir koydu. Bu yerleşim yerine Ataturk’un emri ile Romanya’nın Koseabdi bolgesinden Turkiyeye goc eden 100 hanelik gocmen grubu yerleştirilir. Bu kişiler gelirken beraberlerinde Lale soğanlarını da getirirler. Bu tarihten itibaren de Lale bu yorenin simgesi haline gelir. Bu kultur bitkisi icin ilk kez 1971 yılında bir festival duzenlendi ve bu festival daha sonraki yıllarda da devam ederek gelenekselleşti. Lale bitkisi Nisan ayında cicek acar, ancak hava muhalefeti nedeniyle Lale Festivali Haziran ayı icinde yapılmaktadır.

YENİMAHALLE
Bugün Ankara İlimizle kaynaşmış olan Yenimahalle İlçemiz yerleşim alanı olarak ön sıralarda bulunmaktadır. 1946 yılından bu yana bu özelliğini sürdürmektedir. Nasıl 1982 yılında Ankara’ da yeni yerleşim alanı olarak Batıkent düşünülmüşse 1046-1949 yılları arasında da İlin imarı ile özellikle o devrin Ankara Belediye Başkanı Ragıp TÜZÜN tarafından Yenimahalle Ankara’ nın yakın yerleşim alanı olarak planlanmış ve 1950 yıllarında dar gelirli işçi ve memur vatandaşları konut sahibi yapmak gayesi ile ikişer katlı olarak kurulmaya başlamış, bugünkü gibi hızlı bir gelişme gösteren İlçemiz Yenimahalle 1 Eylül 1957 tarihinde ilçe merkezi haline getirilmiştir. İlçenin yüzölçümü 359  km2’ dir. İlçemizin tarihini vurgulayan eserler arasında Selçuklu Hükümdarı Alaaddin-i Keykubat tarafından 1222 yılında eski Bağdat Ticaret yolu ile Ankara Çayı üzerinde yaptırılan Akköprü İlçemiz Varlık mahallesinin İstanbul Devlet Asfaltının kenarında olup, 4 büyük, 3 küçük olmak üzere 7 kemerden oluşmuştur ve tarihi özelliğini korumaktadır. Ulu Önder Atatürk tarafından parası bizzat ödenmek kaydı ile 5 Mayıs 1925 tarihinde kurulan Atatürk Orman Çiftliği İlçemiz sınırları içerisinde olup, halka dinlenme ve örnek çalışmaları ile hizmetini sürdürmektedir. Zaman zaman Çiftlik civarında yapılan kazılardan çıkan tarihi eserler  ile köylerden çıkan eserler, söylene gelen tarihi hikayeler, bölgenin yerleşim alanı olarak eski bir tarihe sahip olduğunu göstermektedir.
 

 

 

 

      © Copyright 2013, ASF, Her hakkı saklıdır.